2002 yılında fakülteden mezun olduğumda önümde 2 farklı yol vardı. Birinci yol teklf aldığım uluslararası bir içecek şirketinde bir proje grubunda önce part-time sonra ise full-time kadroda görev almaya başlamak ve buradan o şirkette yükselmek yükselmek yükselmek için koridorları aşındırmak, yöneticilerin güvendiği adam olmayı başarabilmek ve böylece üst düzey bir yönetici olmayı birgün başarabilmek. Ikinci yol 2001 yılında hayatıma giren girişimcilik kelimesinin yarattığı heyecanın damarlarımda dolaşmasına izin vermek ve büyümek büyümek büyümek için kurulan şirketin ilişkide olduğu müşterilerimiz için vazgeçilmez olmaya çalışmak, müşterilerimizin yollarını aşındırmak, müşterilerin güvendiği adamlar ve sonrada güvendikleri şirket olmayı birgün başarabilmek.
Birinci yol daha garanti bir yoldu. Daha garanti diyorum çünkü halihazırda aldığım bir teklif ve hiçte fena olmayan reputasyona sahip bir şirket tarafından ödenecek yine fena sayılmayacak bir ücret önüme konmuştu. Ama CV yazmak zor geldi bana. Daha açıkçası hayat boyu CV yazmak zorunda olmak. Önce o teklifi realize etmek için o şirketin insan kaynakları departmanına hazırlamam gereken prosedürel bir CV, sonra da herbir kariyer planı kırılım anında bilgisayarımdan tarihe göre sıralarıp bulacağım ve iş tecrübeleri sekmesi altında varolan 3 satırı değiştirerek gönderdiğim ingilizce ve türkçe hazırlanmış 2 farklı versiyonu hazırlamak zor geldi işte.
Kaldı ki, önümde bu tarz bir teklif olmasa bu seceneği yaratmak için nelerden fedakarlık edeceğimi düşünseydim eminim garanti olmayan metod için 1 saniye bile düşünmeden çalışmaya başlardım. Çünkü hiç CV hazırlamaya niyetim yoktu.
Bunları anlatıyor olmamın çok açık bir sebebi var benim zihnimde. Türkiye’de işsizlikten bahsediliyor yıllardır. TUIK istatistiklerini inceliyorsunuz ve genç nüfusun bu işsizlik tablosunda ki yerinden hiç mutlu olmuyorsunuz. Her yıl bu tabloya kenarından köşesinden dahil olan milyonlarca genci gözlemlemeye devam ediyorsunuz. Zaten eğitim yıllarında hep birşeyleri erteleyerek bugünlere gelmiş, doğru yönlendirmeleri alamamış milyonlarca ekonomi askeri, boş bir arazide öylesine oturup ilanlara bakıyor, CV güncelliyor. Sadece yazabildiği öğrenim bilgileri, ilgi alanları (Türkiye’nin %75’i tenise ve kitap okumaya ilgi duyuyor bu arada) ve iki eş dost referans ile CV güncelliyor.
Öylesine bekliyor. Birileri bu devasa CV havuzlarından benim başvurumu çeksin ve mülakata çağırsın. Mülakatta kahverengi giymeyeyim, en zayıf tarafın ne diye sorulduğunda ne cevap vereceğimi bir kariyer sitesinden öğrenip o cevapla karşılık vereyim düşünceleri arasında çıkıyor mülakata gitmek üzere evinden.
Hiç kimse –Ben CV yazmayacağım!!!, ben bir yol keşfedeceğim ve bu yol beni istediğim geleceğe götürecek, ben bu yolu kendi hayal gücümle yaratacağım ve kendi güçlü taraflarımla becerilerimle gerçek yapacağım demiyor.
Oysa ki ben CV yazacağım ama, başarı hikayemi yarattığım gün bir medya mensubu biografimi istediği gün ilk özgeçmişimi kaleme alacağım diye düşünecek genç sayısı dünya ülkeleri içerisinde Türkiye’ye nadir elde ettiğimiz 1.’lik skoralarından birisini kazandırabilir.
Size minik bir ipucu: Internet dünyası size bu hayal gücünü hedefe, hedefi başarıya, başarıyı paraya, parayı refaha, refahı tekrar yeni hayaller kurmaya dönüştürme özgürlüğünü veriyor. Bugün gazetelerde ki köşe yazarları gibi Blog’ları aracılığıyla okur kitlelerine ulaşan çok önemli isimler çıkmaya başladı karşımıza.
Eminim sizinde kendi biografinizi yazmanızı sağlayacak bir yönünüz vardır. Yeterki ben CV yazmayacağım kararını almak ve ısrarcı olmak seçimlerini elinizden bırakmayın ve öncelikli hale getirin. Emin olun bunu başaracak güç hepimizin elinde var.
No Comments Yet